Harrow Summer School:
2005 Temmuz’unda Harrow Summer School’da üç haftalık bir yaz kampına katıldım. 5 ay sonra, Harrow Summer School’da geçirdiğim yaz tatilini hatırlayınca çok da güzel anlar yaşadığımı anımsıyorum. Harrow’da geçirdiğim üç hafta boyunca bir çok gezilere katıldık, İngilizce pratik yapma şansı bulduk. Harrow’u bir kaç başlık altında incelemem gerekirse:
Harrow School, tarihi çok eskilere dayanan 600 yıllık köklü bir okul, içlerinde Churchill’de bulunan bir çok ünlüyü mezunlar listesine yazmış. Okul yatılı bir okul olarak işliyor. Her öğrenci okula kayıt yaptırdığında, zorlayıcı bir eleme testinden geçiyor, ve eğer başarabilirlerse ortaokul ve lise yıllarını yaşayacağı bu okula kayıt yaptırıyor. Her öğrencinin bir yatakhane binası oluyor ama bunlara “dormitory” (yatakhane) gibi bir isimlendirme yapmak yerine “House” (ev) olarak isimlendiriyorlar. Okulun bunun gibi bir çok değerini anlatmak için yaz okuluna gelinen ilk hafta okul içi tur düzenleniyor.
Bundan iki ya da üç yıl önce kurulan BABBSCO adlı Harrow School merkezli bir kuruluş kurmuş ve bu köklü kurum yaz okulları düzenlemeye başlamış. Yaz okuluna dünyanın çeşitli bölgelerinden öğrenciler geliyor. Benim katıldığım grupta ağırlıklı olarak, İspanya ve Rusya’nın katılımı vardı. Genelde Japonya veya diğer Uzak Doğu ülkelerinden gelenler kendi kapalı gruplarıyla yaz okuluna katılıyorlar.
Yaz okulunda diğer yaz okullarının aksine, okul bünyesindeki tüm olanaklar kullanılıyor. Okçuluk, Tenis, Golf, Futbol, Basketbol, yüzme, eskrim, sörf gibi spor aktiviteleri yapılıyor. Benim gibi spor yapmaktan hoşlanmayan birini bile çok aktif hale getirerek katılıma yöneltiyor. Golf, sörf, okçuluk gibi daha ekstrem sporlar kulüp sistemiyle işliyor. Herkes hafta başında hangi sporu yapmak istediğini grup liderindeki listeye yazıyor ve Perşembe gününde kulüp saatine katılıyor.
Grup liderlerine “abi” demek zorunda değilsiniz, onlara sadece isimleriyle hitap edebilirsiniz. Biz diğer Türk arkadaşlarla birlikte (bizim grupta üç kişi Türk’tü bu bir handikap olabilir!) grup liderimiz Alex’e “Alexcan” olarak hitap etmeye başlamıştık, o da bana “Burakcan” olarak hitap ediyordu.
İngilizce derslerinden çok fazla bir şey beklememelisiniz. Bu kötü bir yön olarak görünebilir ama tüm yaz kampları için bu bir gerçektir ama olan İngilizce’nizi geliştirmek, yeni insanlarla tanışmak, globalleşen dünyada değişik kültürleri tanımak ve anlamak için en güzel yerlerdir. Tarih boyunca çeşitli nedenlerle çatışmalar yaşadığımız Yunanlılar benim en iyi dostlarımdandılar. “Linos” adlı Alman-Yunan melez arkadaşımla, çok güzel anlaşıyorduk.
Bana göre Harrow Summer School’un en büyük özelliği ve diğer kamplardan farklılığı çok güzel gezi olanakları düzenlemesi. Bir gün “müzikal”e götüren ertesi gün de Cambridge’deki şapellerin gezisini yapan kaç tane yaz okulu bulabilirsiniz ki. Harrow Summer School’un benim en çok sevdiğim noktası gezileriydi, bu nedenle okulun 200 yıllık tiyatro salonunda yapılan mezuniyet töreninde “gezilere en katılımcı olma” ödülü aldım.
Daha detaylı bilgi için, http://www.babbsco.co.uk ‘e göz atabilir veya bana mail atabilirsiniz.
Burak BAYAZ
bayaz_burak@yahoo.com
HARROW SCHOOL |